İnsan hakları hukuku, gerek toplumsal ihtiyaçlar gerekse de yargı kararları doğrultusunda sürekli gelişim ve değişim gösteren bir alandır. Bu gelişim insan haklarının dinamik yapısından kaynaklanmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen kararlar bu alanın gelişmesinde önemli bir yer teşkil etmekte olup hukuk sistemimize sonradan dâhil olan bireysel başvuru mekanizması ve Anayasa Mahkemesi kararları ile ülkemizde insan hakları hukukunun çerçevesi günden güne gelişmektedir. Mülkiyet hakkı da ülkemizde insan hakkı ihlallerine konu olan hakların başında gelmektedir. Mülkiyet hakkı, ilk olarak “Avrupa Ülkelerinde ve Türkiye’de Anayasa Mahkemelerine Bireysel Başvuru” konulu yüksek lisans tezimi hazırlarken dikkatimi çeken haklardan biri olmuştu. Zira o dönemde mülkiyet hakkı yaşam hakkından sonra ihlale en fazla konu olan hak olarak ön plana çıkmaktaydı. Bu alanda yaşanan güncel gelişmeler bir yandan teorik tartışmaların derinleşmesine diğer yandan da uygulamada yeni ihtiyaçların doğmasına sebep olmaktadır. Öte yandan teknolojide ve sosyal yaşam şartlarında meydana gelen değişimler hakkın kapsamının genişlemesine yol açmaktadır. Uygulamada doğan bu yeni ihtiyaçların karşılanması amacıyla hazırlanan bu çalışma, mülkiyet hakkı konusundaki doktrinel görüşler ışığında konuyu ele almakta, somut problemlere cevap veren yargı kararlarıyla konuya çözüm bulmayı amaçlamaktadır.
Kitap hazırlanırken sadece teorik bilgi aktarımıyla sınırlı kalınmamış, doktrindeki güncel tartışmalara ve gelişmekte olan alanlara Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla somut çözüm yolları gösterilmeye çalışılmıştır. Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları mahkemesinin mülkiyet hakkına ilişkin olarak vermiş olduğu güncel kararlar incelenmiş, somut uyuşmazlığın anlaşılabilmesi adına karar gerekçeleri özetlenmiştir. Bu şekilde eserin hem akademisyenler ve öğrenciler hem de uygulayıcılar nezdinde işlevsel ve pratik bir başvuru kaynağı olması amaçlanmıştır.
Eser hazırlanırken öncelikle mülkiyet hakkının tarihsel gelişimi ele alınmış, hakkın gelişim aşamaları, insanlık tarihi boyunca değişen inanç sistemleri ve felsefi bakış açılarına göre incelenmiştir. Daha sonra hakkın kapsamı ve hak bağlamında hangi unsurların mülkiyet hakkına dâhil olacağı konusu üzerinde durulmuştur. Sonrasında hakkın korunması ve sınırlandırılması hususları ele alınmıştır. Eserin üçüncü bölümünde ise ilk iki bölümde yer alan teorik tartışmalar somut kararlar ışığında değerlendirilmiş ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin sorunlara bakış açısı ele alınmıştır. Bu bölümde hedeflenen amaç özellikle ülkemizde en fazla ihlale sebep olan konuların başlıklar altında tespit edilmesi olmuştur. Sonuç kısmında ise somut sorunlara muhtemel çözüm önerileri tartışılmıştır.