Araştırma, biyokaçakçılıkla ilgili ceza hukuku bağlamında yapılan ilk kapsamlı ve sistemli çalışma olmasıyla; aynı zamanda çalışma kapsamında biyokaçakçılığın bir suç tipi olarak düzenlenmesi önerisinin sunulmasıyla önem arz etmektedir.
Çalışmanın ilk bölümünde çevrenin korunması başlığı altında öncelikle çevre hakkının ne olduğu açıklanmış, çevre hakkına ilişkin uluslararası belgelere değinilmiş ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin çevre hakkına ilişkin yaklaşımları ortaya konulmuştur. Ardından ikinci kısımda çevrenin korunmasında bir araç olarak ceza hukukunun işlevi açıklanmıştır. Çevre ceza hukukunun, yeni bir disiplin olarak gelişim gösteriği de göz önünde bulundurularak, tarihsel gelişimi, işlevi, koruduğu hukuki değer ve etik yaklaşımlar açıklanmış ve çevre suçlarının mağduru ile bu suçları işleyen faillerin özelliklerine yer verilerek biyokaçakçılık suçunun alt yapısı oluşturulmaya çalışılmıştır.
İkinci bölümde ise çalışmanın esas konusu olan biyokaçakçılık ele alınmıştır. Biyokaçakçılık faaliyetlerinin üzerinde doğrudan sonuç doğurduğu tüm basamaklarıyla biyoçeşitlilik kavramının ne olduğu açıklanmış ve biyoçeşitliliğin hayati önemine vurguda bulunulmuştur. Biyoçeşitliliğin sağlamış olduğu imkanların artırılması ve doğanın keşfedilmesi için başvurulan biyoaraştırmanın ne olduğu da anlatıldıktan sonra biyokorsanlık ve biyokaçakçılık kavramları arasındaki belirsizliği ortadan kaldırmak adına ayrı başlıklar altında bu kavramlara ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Biyokaçakçılıkla ilgili yapılan kavramsal tanımlama uluslararası alanda ve Türkiye’de görülen vakalarla somutlaştırılmıştır. Ardından biyokaçakçılıkla ilgili uluslararası mevzuata değinilmiş ve bölümün ikinci kısmında Brezilya, Kolombiya, Uganda ve Almanya örnekleri üzerinden biyokaçakçılıkla ilgili mevzuat incelemesi yapılmıştır.
Çalışmanın son bölümü olan üçüncü bölümde ise Türk hukukunda biyokaçakçılığa odaklanılmıştır. Bu bölümde temel amaç Türkiye’de biyokaçakçılığın durumunu anlayabilmek ve bir çözüm önerisi sunabilmektir. Bu doğrultuda biyokaçakçılıkla ilgili yasal düzenlemeler incelenmiş ve ayrıca toplumsal ve kurumsal yaklaşım ele alınmıştır. Belirtmek gerekir ki bölümün ilk kısmında oldukça fazla kanun ve yönetmelikten bahsedilmiştir. Bu durumun nedeni, mevcut düzenlemeleri görmeden ve neyin eksik olduğunu anlamadan yeni bir çözüm önerisi sunmanın imkansız olmasıdır. Nitekim yapılan inceleme ile biyokaçakçılıkla mücadelede ceza hukukunun bir araç olarak kullanılabilmesi ve ayrı bir kanunda biyokaçakçılığın suç olarak düzenlenmesi yönündeki önerilere üçüncü bölümün ikinci kısmında yer verilmiştir. Düzenlenmesi önerilen biyokaçakçılık suçu, suçun yapısal unsurları çerçevesinde incelenmiş ve çeşitli öneriler sunulmuştur.
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.
Sizlere en iyi alışveriş deneyimini sunabilmek adına sitemizde çerezler (cookies) kullanmaktayız. Detaylı bilgi için KVKK sözleşmesini inceleyebilirsiniz.