Ceza muhakemesi hukukunda teşhis, failin belirlenmesi amacıyla başvurulan işlemlerden birisidir. Teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak ceza muhakemesinde yeni delil elde etme ve değerlendirme araçları ortaya çıkmasına rağmen, klasik delil türlerinden birisi olan beyan delili önemini korumaktadır. Öyle ki beyan delili elde etmenin özel usullerinden birisi olan teşhisin uygulamada sıklıkla başvurulan bir işlem olduğu gözlemlenmektedir. Resmî verilere ulaşamamakla beraber, yaptığımız tarama sonucunda teşhisle ilgili yirmi binden fazla Yargıtay kararını tespit ettiğimizi belirtmek isteriz. Ayrıca teşhisi önemli kılan bir diğer husus, mahkûmiyet hükmüne olan etkisidir. Özellikle ilk derece mahkemeleri tarafından sadece teşhis delili esas alınarak sanığın mahkûmiyetine karar verildiği görülmektedir.
Teşhisin Türk ceza muhakemesi hukukunda yeni bir kurum olduğu ifade edilebilir. Nitekim teşhise dair temel düzenleme ancak 2007 yılında 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu ek m. 6’nın 9 ila 17’nci fıkralarına eklenmiştir. Madde gerekçesinde hukuki bir kavram hâline gelen teşhisin kavramsal çerçevesinin oluşturulduğu belirtilmiştir. Esasen bu düzenleme teşhisin gelişimi bakımından önemli bir adım olsa da yaklaşık yirmi yılın ardından teşhisin kavramsal çerçevesinin tam anlamıyla oluşmadığı kanaatindeyiz. Öyle ki şüphelinin yanı sıra sanık ve tanığın hatta eşyanın belirlenmesi amacıyla alelade bir şekilde gerçekleştirilen her türlü işlemin teşhis olarak kabul edildiği ve hükme esas alındığı görülebilmektedir. Yine teşhisin yüzleştirme ve kimliğin tespiti başta olmak üzere benzer birtakım kurumlarla birlikte ele alınması da dikkat çekmektedir. Oysaki teşhis, genel olarak şüphelinin fail olup olmadığının belirlenmesi amacıyla belirli katı kurallara göre yürütülen bir soruşturma işlemidir. Bu bakımdan doçentlik tezi olarak kaleme alınan bu eserin temel amaçlarından birisi, teşhisin ceza muhakemesi hukukunda müstakil bir kurum olduğunu ortaya koyarak bu kurumun koşul ve sınırlarını mümkün olduğunca açık bir şekilde belirlemektedir. Bununla beraber, Türk ceza muhakemesi hukukunda teşhise dair düzenlemelerin kapsamlı bir şekilde incelenmesi, uygulamada ve teoride ortaya çıkan sorunların tespit edilmesi ve bu sorunların çözümüne yönelik önerilerde bulunulması da çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır.