İstihkak davaları, icra hukukunun en önemli dava türlerindendir. Doğrudan ulusal ve uluslararası mevzuatla da güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile ilişkili ve özel hukukun bir çok alanını doğrudan ilgilendiren istihkak davaları, kanunda yer alan ve içtihatlarda da kalıplaşmış bir kısım ana hatları bulunmasına rağmen, somut olayın özelliklerine göre öngörülmesi ve kesin sınırlarla kapsamının belirlenmesi mümkün olmayan dava türüdür. Diğer bir deyişle aşağıda yer verilen Yargıtay kararları ve başlıkları da dikkate alındığında görüleceği üzere, somut olayın özellikleri, daha önce yapılmayan değerlendirmelerin yapılması ile istihkak iddiasının kabul ya da reddi sonucunu doğurabilmektedir.
Vadesinde borcun ödenmemesi ticari hayatta oldukça sık karşılaşılan olgulardandır. Gerçek bir imkânsızlık nedeniyle borcun ödenmemesi söz konusu olabileceği gibi borcun başlangıçtan itibaren ödeme iradesinin bulunmaması, ödemenin geciktirilmesinden yararlanılmaya çalışılması istihkak davalarının saikini oluşturmaktadır.
Hukukun temel amacı, hakkın haklıya teslimidir. Ancak pratikte, bu idealin önünde duran en çetrefilli engellerden biri, mülkiyetin kimin elinde haklı olarak bulunduğunun belirlenmesidir. İşte bu noktada, istihkak davaları, adaletin terazisini dengede tutan kritik bir başvuru yoludur.
Elinizdeki bu çalışma, istihkak davalarının teorik çerçevesini çizmekle kalmayıp, uygulamadaki sorunları ve çözüm yollarını da ayrıntılı biçimde irdelemektedir. Sadece hukukçuların değil, icra takipleriyle iç içe olan herkesin karşısına çıkabilecek bu davalar, kimi zaman bir eşyanın kime ait olduğunu, kimi zamansa ekonomik varlığın nasıl korunacağını belirlemektedir. Bu yönüyle istihkak davaları, sadece bir malın değil, bir hakkın ve nihayetinde bir yaşamın savunusu hâline gelir.
Kitap boyunca, hem klasik içtihatlara hem de en güncel Yargıtay kararlarına yer verilmiş; öğretideki görüş ayrılıkları, uygulayıcıyı yol ayrımında bırakmadan titizlikle karşılaştırılmıştır. Bu bağlamda, eserimiz yalnızca bir "kaynak" değil, aynı zamanda bir "rehber" olarak kurgulanmıştır.
İstihkak davaları, bir yönüyle medeni usul hukukunun, diğer yönüyle icra-iflas hukukunun tam kesişim noktasında yer alır. Bu nedenle bu kitap, disiplinlerarası bir yaklaşımı benimsemiş; hem akademik çevrelerin hem de yargı mensuplarının ihtiyaçlarını gözeterek hazırlanmıştır.