Kısa süre içerisinde küresel ölçekte etki yaratabilen dezenformasyon olgusunun, artık salt bir iletişim sorunu olarak görülmediği; bilakis siyasal, sosyal ve ekonomik süreçler üzerinde ciddi tesirleri olan çok boyutlu bir tehdit olarak ele alındığı ifade edilmelidir. Bu durumla mücadele kapsamında, 13.10.2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na 217/A maddesi eklenerek “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu ihdas edilmiştir. Bu çalışma, bu suç tipini, ceza hukukunun temel ilkeleri ve sistematiği çerçevesinde derinlemesine tahlil etmeyi amaçlamaktadır.
Çalışmanın birinci bölümünde öncelikle dezenformasyonun kavramsal çerçevesi çizilecek; mezenformasyon ve malenformasyon gibi benzer kavramlarla olan ilişkisi ve farkları açıklanacaktır. Bu temel terminolojik zemin oluşturulduktan sonra, meselenin mukayeseli hukuktaki yansımaları Çin, Rusya, Almanya, Fransa ve ABD gibi farklı hukuki yaklaşımlara sahip ülkelerdeki düzenlemeler üzerinden incelenecektir. Ardından konunun Türk hukuk tarihindeki arka planı, Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet dönemi düzenlemeleri ışığında ele alınacak ve nihayetinde TCK m. 217/A’da düzenlenen suç tipiyle korunması hedeflenen hukuki değerin ne olduğu hususu, özellikle kamu düzeni ve kamu barışı kavramları ekseninde mütalaa edilecektir.
Çalışmanın ikinci bölümünde suçun maddi unsurları olan “fiil”, “fail”, “mağdur” ve “konu” ayrıntılı bir biçimde incelenecektir. Hususiyetle, suçun manevi unsuru olarak aranan “sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saiki”, hukuka aykırılık unsuru ve kanunda öngörülen nitelikli haller, ceza hukuku sistematiğine uygun olarak tahlil edilecektir.
Üçüncü ve son bölümde ise, kusurluluğu etkileyen haller ve teşebbüs, iştirak, içtima gibi suçun özel görünüş biçimleri mütalaa edilecektir. Akabinde yaptırım ve soruşturma usulü, tutuklama tedbiri, kanun yolları gibi muhakemeye ilişkin hususlar değerlendirilerek çalışma tamamlanacaktır.