Kadastro, mülkiyet hakkını güvenceye kavuşturmak üzere yürütülen idari bir faaliyettir. Kadastro faaliyeti ile tapusuz taşınmazlar tapulu hale getirilmekte, zaman içerisinde gerçek mülkiyet durumunu yansıtmaktan uzak hale gelmiş eskiden tapulu olan taşınmazların sağlıksız tapu kayıtları ise tasfiye edilerek plana dayalı tapu kayıtlarına dönüşmektedir. Görüldüğü üzere, kadastro faaliyeti ile bireylerin ve kamunun mülkiyet hakkına doğrudan müdahale edilmektedir. Kadastro faaliyeti esas olarak kadastro tespit işlemi ile yerine getirilmektedir. Kadastro tespit işlemi idari bir işlem olmakla birlikte, tespit işlemi ile tapu sicili arasındaki yakın ilişki sebebiyle, kadastro kavramı genellikle özel hukuk öğretisi tarafından inceleme ve araştırma konusu yapılmaktadır. Oysaki hukuki niteliği itibariyle kadastro tespit işlemi idari bir işlem olduğundan, tespit işlemi idare hukuku bağlamında değerlendirilmeye de muhtaçtır. Nitekim bireylerin ve kamunun mülkiyet hakkının gerçekten güvenceye kavuşabilmesi, kadastro tespit işleminin idare hukukuna uygunluğuna bağlıdır. Gerçekten de kadastro tespit işlemi, birden çok aşamadan oluşan, her bir aşamada da farklı idari işlemler ve eylemler ile tesis edilen, yöntemli bir idari süreçtir. Başka bir deyişle de kadastro tespit işlemi, idare hukukunun rehberliğinde ve egemenliğinde tesis edilen bir işlemdir.
Çalışmamız ile kadastro tespit işleminin idare hukuku boyutunu incelemek ve bu konunun önemine dikkat çekebilmek amaçlanmıştır. Kadastro tespit işlemi idare hukuku bakımından incelenirken, öncelikle kadastro faaliyetinin hukuki niteliği ortaya konulmuştur. Sonrasında kadastro faaliyetinin özü ve temel işlemi olan kadastro tespit işlemi, idare hukuku öğretisi ışığında, yetki, biçim, sebep, konu ve maksat unsurları bakımından ayrıntılı analiz edilmiştir. Ayrıca idare hukukunda denetim konusunun önemi dikkate alınarak, kadastro tespit işleminin idari ve yargısal yollardan denetimi meselesi de incelenmiştir. Denetim faaliyeti sonucunda, kadastro tespit işleminin unsurlarında bulunan hukuka aykırılıkların boyutuna göre tabi olabileceği farklı yaptırım türleri ortaya konulmuştur.