İhtiyatî tedbir, çoğu zaman yalnızca uyuşmazlık konusunun mevcut durumunun korunmasına yönelik yargısal bir koruma olarak algılanmaktadır. Oysa özellikle sürekli hukukî ilişkilerde, taraflar arasındaki ilişkinin dava sonuçlanıncaya kadar geçici olarak düzenlenmesi ihtiyacı sıklıkla ortaya çıkmaktadır.
Bu çalışmada, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389/1’in ikili yapısından hareketle, mevcut durumu değiştiren ve söz konusu ihtiyaca cevap veren düzenleme tedbirlerinin teminat tedbirlerinden ayrı, bağımsız bir ihtiyatî tedbir türü olduğu savunulmuş ve bu tedbirlerin kuramsal temelleri ortaya konulmuştur. Ardından düzenleme tedbirlerinin anayasal dayanakları, yargılama ilkeleri ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde sınırları belirlenmeye; tedbire esas olan hak, tedbir sebebi ve tedbir araçları bakımından şartları incelenmeye çalışılmıştır.
Çalışmanın ikinci yarısında ise bu tedbirlerde yargılamanın gösterdiği özellikler, özellikle yaklaşık ispat ölçüsü, teminat, durum ve koşulların değişmesi ile haksız tedbirden doğan sorumluluk ele alınmış; ulaşılan sonuçlar ortaklık, eşya ve komşuluk, sözleşme (özellikle uyarlama davaları, banka teminat mektupları ve kat karşılığı inşaat sözleşmeleri) ve aile hukuku ilişkilerinde uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık tipleri üzerinde sınanmıştır. Bu çerçevede, “yargılamayı gerektirir” ve “davanın esasını çözer nitelikte tedbir kararı verilemez” şeklindeki yerleşik gerekçelerin düzenleme tedbirleri bakımından yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. İnceleme, Alman ve İsviçre hukuku başta olmak üzere karşılaştırmalı hukuk verileri ve yargı kararları ışığında yapılmış; çalışmada Ekim 2026’ya kadar yayımlanan literatür ve yargı kararları dikkate alınmaya çalışılmıştır.
Konunun müstakil bir inceleme konusu yapılması fikri, salgın döneminde ortaya çıkmıştır. Salgının sözleşme ilişkileri üzerindeki etkileriyle birlikte, Doğuş Taylan Türkel ile kaleme aldığımız ve Haziran 2020’de yayımlanan “İşyeri Kira Sözleşmeleri Açısından Aşırı İfa Güçlüğüne Dayalı Uyarlama Davalarında (TBK m. 138) Düzenleyici Amaçlı İhtiyatî Tedbirler” başlıklı çalışma, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. O çalışmanın ardından verilen yargı kararları, düzenleme tedbirlerinin Türk hukukunda önemli bir boşluğu doldurabileceği yönündeki kanaatimizi güçlendirmiş; konunun henüz pek az işlenmiş bir alan olduğu da görülmüştür. Bu tespitler, düzenleme tedbirlerinin müstakil bir çalışmada ele alınmasını gerekli kılmıştır.